|
Yeni Sayfa 1
Şairin “Orada uzakta bir köy var, gitmesekte görmesekte o köy bizim
köyümüzdür” mısralarında tanımlamasını yaptığı köy sanki burası gibi.
Kınturtur ve Koput Tepe’lerinin Güney yamacında Belen Deresiyle Garga
Deresinin arasındaki sırta kurulmuş olan köy, ilçeye 35 km uzaklıkta.
Etrafı, bağ ve bahçelerle bezeli Belen, Kelpok, Pahar ve Yazı tarlalarıyla
çevrilmiş olan köy, İlahi Davet’i çok uzaklara, dağlara kadar yankı yankı
haykıran minaresiyle de tipik bir “Anadolu Köyü”. Hele bir de ceviz, kavak ve
söğüt ağaçlarının yüksek dallarının sararmış yaprakları arasından hayal meyal
silüeti seçilebilen Seringöze, kerpiç ve taştan yapılmış eski evleriyle de,
şairin hayalinde kurduğu köyün, mahir bir ressamın hünerli fırçasıyla dağın
yamacına resmedilmiş gibi sanki. Solgun ve süzgün sonbahar güneşinin bağrında
serin zamanlarını yaşadığı bir Kasım ikindisinde geldiğimiz bu köyün, bir de
bulunduğu hakim noktadan, her daim seyreylediği derin Fırat Vadi’sinin uçsuz
bucaksız dereleri, sinesinde bin sırrı saklar gibi tepelerinin üzerinden
yükselip giden karlı zirveleriyle görünmez ufuklarda kaybolup giden Munzur
Dağ’larının manzarası, gören nazarları efsun edecek kadar büyüleyici ve hoş.
Köye ilk gelip yerleşenler 1650 yıllarında Buhara’dan Kekeçoğulları, ardından
Şabanoğulları, Müftüoğulları, Fazlıoğulları, Cankurtlar ve Çelikleller. Köy
eskiden 100 haneymiş. Bu zamanlarında hayvancılık ve yaylacılık çok yaygın ve
temel geçim kayanağıymış. 5000 keçi-koyun, 500 sığır, 160 öküz ve 80
civarındaki at ve katırlarıyla, Simsekiz, Hohul, Zabunlar, Toros Komu
Yaylalarına, oradan da Gülan Ormanının yakınlarındaki Yağlı ve Sarı Tepe
yaylalarına çıkarlarmış. Şimdilerde bırakın yaylaya çıkmayı köyde, 130 davar
ve 16 sığır kalmış.
Köyde kış aylarında 27 hane kalıyormuş ama İstanbul’da 250 haneye ulaşan
hemşehrileri yaz aylarında, bayramlarda tatil yapmak ve dinlenmek için
köylerini tercih ederlermiş. Başkanlığını Kekeçoğulları’ndan Fikret KEKEÇ’in
yaptığı,1961 yılında kurulan “Seringöze Köyü Kültür ve Yardımlaşma Derneği”
köyün sorunlarına hertürlü maddi ve manevi katkıyı sağladığını Muhtar İsmet
SEVİM, gururla ve hemşehrilerinden övgüyle sözederek anlattı. 1994 de devletin
katkıları ve derneğin finansmanıyla evlere şebeke suyu verilmiş. 1996 da ise
yine devlet ve dernek işbirliğiyle kanalizasyon işi tamamlanmış.
1938 de açılan ilkokulları, maalesef öğrenci yetersizliğinden dolayı 1990
yılında kapanmış. Şimdi o eski günlerine, her sabah öğrencilerinin okuduğu and
sesine, çığlık çığlık çocukların bin neş’eyle koşuşturmalarına, oyunlarına
hasret ve özlemle mahzun ve mükedder haliyle zamanın tiktaklarını sayıyor
gibiydi ilk mektep.
Simserkiz mevkisinde eski bir köy kalıntısı varmış.
Köyün Sınırları: Doğusu; Korkop Değirmeni, Çayı ve Sinor Deresini takiben
Babam Çukurun sırt, Musaoğlu Tepesi, Korkop Dağ yolunu takiben, İhtik Sığır
Yatağının üzerindeki Tepecik, Kara Mehmet Deresi ve sağa ayrılan birinci
dereyi takiben Şerifin Kurunu ve Sarıtepe, Batısı; Karapınar Sırtı, Davar yolu
takiben Ayı Ölenin Sırtı,Demirtepe, Cünüdün Sırt, Kızıl Güneyi takiben Kerek
Deresi, Toros Komu Çayı, Koyun Oğlun Göze, Küllü Tepe, Sırnat yolu, Sarıtaş,
Kuruçay ve Kemah yolu, Kuzeyi; Sarımsak Kaşının Sırt, Güneyi; Kızıl Direk,
Nezgep Çayı, Davullu Parmak, Çiğdemli Kuzun Sırt, Güzinin Sırtı takiben Acısu
ve Korkop Değirmeni.
|